|
|
|
DUYURULAR
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
 |
| |
| |
|
|
|
| |
ANKARA ve İSTANBUL'DA YAPILDI |
|
|
Atatürk Devrimi’nin Anayasası Paneli: Taslağa özgürlükleri değil devrimciliği savunarak karşı durabiliriz |
|
|
|
İşçi Partisi Ankara ve İstanbul’da anayasa taslağı ve Türkiye’nin çıkış yolunun tartışıldığı “Atatürk Devrimi’nin Anayasası” başlıklı iki panel düzenledi.
ANKARA PANELİ
29 Eylül Cumartesi günü yapılan panelde İşçi Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vurul Savaş, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Genel Başkanı Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alparslan Işıklı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tunç konuşmacı olarak yer aldılar. Türk Metal Sendikası Konferans Salonu’nda gerçekleşen paneli beş yüze yakın konuk izledi.
PROF. IŞIKLI: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ BOP İÇİNDE DEĞERLENDİRİLMELİDİR
Paneli yöneten Eski Yozgat Senatörü Servet Bora konuşmacıların ilk olarak Anayasa meselesinin Türk milletinin isteğiyle mi yoksa ABD ve AB’nin isteğiyle mi güdeme geldiği sorusunu yanıtlamalarını istedi.
İlk sözü alan Prof. Alparslan Işıklı, Bora’nın sorusuna karşılık “meseleye küresel boyutta bakılmalı” dedi. ABD’nin Çin’den gelen çok kutuplu dünya tehlikesine tahammülü olmadığını söyleyen Işıklı ABD Dışişleri Bakanı Condelezza Rice’in “Türkiye’nin de içinde bulunduğu 22 ülkenin coğrafyasını değiştireceğiz” sözlerini hatırlatarak “Anayasa değişikliğini de bu çerçeveye oturtmak gerekiyor” dedi. Avrupa Birliği’nin ilerleme raporunda “Türkiye’yi AB’nin kapısına demir kazıkla bağlayacağız” yazdığını söyleyen Prof. Işıklı, bu açıdan bakıldığında anayasada yer alan eğilimlerin kökleri berraklaşıyor” dedi. Prof. Işıklı, Servet Bora’nın Anayasa meselesini gündeme kimin getirdiği sorusunu da “Türk halkının isteklerini karşılamaya yönelik bir anayasa olsaydı hazırlığını bir kurucu meclis yapardı” diyerek cevapladı. Prof. Işıklı sözlerine şöyle devam etti, “Tahsin Bekir Balta hocamız ‘referandumla bu işi çözmek diktatörlüğün bir biçimidir’ derdi. Çünkü referanduma sunduğunuzda dayatmış oluyorsunuz. Oysaki halkın iradesi biçimlenme aşamasında, kurucu meclise seçeceği insanları bir anayasa yapmak için görevlendirdiğini bilerek oy verdiği zaman ortaya çıkar.” Yapılan değişiklikle uluslar arası anlaşmaların Türkiye’nin yasalarından üstün hale getirilmesini eleştiren Prof. Işıklı, “AB’ye alınmayacağımız belliyken anayasamızı değiştiriyoruz. Diyoruz ki biz AB’ye demir kazıkla bağlanmayı kabul ediyoruz.”
İRAN VE MALEZYA KARŞI ÇIKTIKLARI
İÇİN HEDEF GÖSTERİLİYOR
“Mahalle baskısı geliyor”, “Malezya mı olacağız” tartışmasına da değinen Prof. Işıklı, “Bunların korktukları din istismarının emperyalizmin dışında ona karşı bir amaçla kullanılmasıdır. İrticanın egemen olduğu ülke denilince neden Suudi Arabistan değil de İran ve Malezya örnekleri veriliyor. Çünkü İran emperyalizme karşıdır. Sağlık sorunları nedeniyle görevini devreden Malezyalı Mahatir Muhammed de IMF’ye rest çeken ender üçüncü dünya ülkesi liderlerinden biriydi” dedi.
82 ANAYASASI ALABİLDİĞİNE ÖZGÜRLÜKÇÜ
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tunç, 1982 Anayasası’nın ilk hazırlandığında otoriter bir anayasa olduğunu ancak bugüne kadar 90’a yakın maddesinin değiştiğini söyledi. Prof. Tunç şöyle konuştu, “AB hayaliyle yapılan anayasa tadilatlarıyla Avrupalı siyaset bilimcilerin dahi düşünemediği oranda özgürlükçü bir anayasaya kavuştuk. Yapılan değişikliklerle küresel emperyal gücün BOP içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’ne biçtiği rolü kendinin dahi hayal edemeyeceği ölçülerde gerçekleştirebilecek bir yapılanma ortaya çıkıyor.” Prof. Tunç Türklük kavramının anayasadan çıkartılarak mikro milliyetçi yapılanmaları teşvik eden bir anlayış ortaya konulduğunu, milli devletin parçalanmasını amaçlayan bir yapı oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Alman ve Fransız anayasalarından örnekler veren Tunç, “Alman anayasasının 116. maddesine göre Alman uyruğuna sahip olanlar ile mülteci ve sürgün olarak sonradan Alman ülkesine kabul edilmiş olanlar, Alman sayılır” dedi.
“VATANA İHANET SUÇU İŞLİYORLAR”
Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ise AKP’ye yakın hukukçuların açıklamalarına bakıldığında bu anayasa ile birlikte dört amacın gerçekleştirilmek istendiğine dikkat çekerek bu amaçları sıraladı: “Kemalizmin tasfiyesi ve Türk ordusunu Cumhuriyeti koruma görevini layıkıyla yapamaz hale getirme. Laik devleti tarihe gömmek. Üçüncüsü yargıyı tek bir partinin güdümüne sokarak kuvvetler ayrılığını dolayısıyla hukuk devletini ortadan kaldırmak ve müzakere çerçeve belgesinde Erdoğan’ın başbakan, Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu hükümetin taahhüt ettiği hususları gerçekleştirmek” Savaş, bu taahütleri de açıkladı, “Bu kararlar içinde Öcalan’a verilen kararı lanetliyoruz, Türk ordusu Kıbrıs’ta işgalcidir, Ermeni soykırımını tanımadan AB’ye giremezsiniz gibi her türlü kırmızı çizgimizin aleyhine hükümler yer alıyor. On birinci maddeye göre ise üyelik yükümlülükleriyle bağdaşmayan uluslararası anlaşmalar sona erdiriliyor. Lozan ve Montrö böylece tartışmaya açılıyor. Çünkü Avrupa Parlamentosu “Kürtler ve Aleviler azınlıktır” diyor. Bu maddeleri kabul etmek açıkça vatana ihanettir.”
MİLLİ DEVLETİN OTORİTESİNİ DAĞITIRKEN ABD’NİNKİNİ GENİŞLETİYORLAR
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek anayasaları devletlerin programlarının hukuki ifadeleri olarak tanımladı. Perinçek yeni anayasa taslağının felsefesini “Milli devletin otoritesini dağıtmak, karşılığında üst devletin yani Avrupa’nın ABD’nin otoritesini genişletmek” olarak tanımladı. Perinçek, “hazırlanan taslakla Milli devlete karşı etnik mezhepsel ve cemaate ilişkin ortaçağdan kalma kurum ve ilişkileri güçlendirmek amaçlanıyor” dedi. Anayasa taslağının bir başka özelliğinin de millete karşı bireyi öne çıkartması olduğunu vurgulayan Perinçek sözlerine şöyle devam etti, “Millete karşı bireyi, kamuya karşı özel çıkarı, çağdaşlığa karşı ortaçağı üstün hale getiriliyor. Anayasanın tamamına bakınca altta kalan milli devlet, millet ve kamudur. Üstte olanlar ise üst devlet, etnik mezhepsel tarikat ilişkileri, bunların güçlendirilmesine paralel olarak da yerel yönetimlerdir.” Türk devriminin 1937 yılında kendi deneylerinden bir formül ürettiğini ve bunu da ‘Türkiye devleti cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik, devrimcidir’ diye Anayasası’na kaydettiğini söyleyen Perinçek, “Türkiye’nin bu ezberi bozuldu. Yerine insan haklarına dayanan sosyal laik hukuk devleti geldi. Bu batının kendi anayasa süreçlerinde ürettiği formül. Bu formülle kamuculuk, halkçılık, devletçilik, devrimcilik gitti” dedi.
Türkiye’nin bir hesaplaşma dönemine gittiğini söyleyen Perinçek, “bu dönemde hiç kimse özgürlükçü olmayacaktır. Herkes devlet otoritesini ele geçirip diğerini ezmeye çalışacaktır. Onların özgürlükçülüğü ABD ve Avrupa’yı güçlü hale getiriyor. Bizim de buna karşı Atatürk devriminin Anayasasıyla savaşmamız lazım” dedi.
BU SÜREÇTEN ANCAK DEVRİMCİLİKLE ÇIKILIR
Sol ve ilerici çevrelerin hep muhalefette kalma tavrı ve buna yönelik politikalar üretmesini de eleştiren Perinçek, “Bu süreçten ancak, ben Türkiye’yi yönetmek zorundayım, kamuculukla, halkçılıkla, milliyetçilikle, cumhuriyetçilikle, devrimcilikle Türkiye’yi çağdaş geleceğe götüreceğim iddiasıyla çıkılabilir” dedi. Türkiye’nin son seksen yıldır hiçbir zaman bir devrim konağına gelmediğini söyleyen Perinçek, Türkiye’nin önündeki tek çıkışı da açıkladı, “Hortumcunun malına el koymadan, bu kurum ve ilişkilerle ne vatan savunulabilir, ne de dış tehditlere karşı konulabilir. 1920’lerde olduğu gibi Ankara’da bir milli hükümet bir milli irade oluşturmadan Türkiye’nin var olması mümkün değil. Türkiye halka dayanan güçlü bir yürütme kuracak. Anayasa Türkiye’nin Kemalist devrimi tamamlamaprogramını getirecek. Bu da Atatürk’ün yaptığı gibi iktidar amacına yönelik bir araçla, ancak partiyle olur.”
İSTANBUL PANELİ
İşçi Partisi İstanbul’da 30 Eylül’de Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde “Atatürk Devriminin Anayasası” konulu açık oturum düzenleyerek AKP’nin hazırlattığı yeni Anayasayı ve Atatürk Devriminin Anaysasa’sını tartıştı.
Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu’nun yönettiği açık oturumda, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, DSP Cumhurbaşkanı adayı Eski Devlet Bakanı Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli ve Eski Turizm Bakanı-Cumhuriyet Yazarı 1961 Kurucu Meclis Üyesi Dr. Alev Coşkun birer konuşma yaptılar.
ALEMDAROĞLU: “BU TASLAK KABUL EDİLEMEZ”
Oturum Başkanı Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Kemal Alemdaroğlu AKP’nin hazırlattığı yeni Anayasadaki tehlikelere dikkat çekti. Taslaktaki değişikliklerin kabul edilebilir olmadığını belirten Prof. Alemdaroğlu, Atatürk milliyetçiliği kelimelerinin taslağın birçok yerinden kaldırıldığını söyledi. “Resmi dil Türkçedir” sözünün çıkarıldığını vurgulayan Prof. Alemdaroğlu, “bunun yerine dili Türkçedir ifadesi getirlerek, Türkçe resmi dil olmaktan çıkarılıyor” dedi. Prof. Alemdaroğlu Türk vatandaşı kavramının da yerini vatandaşlık gibi ifadelere bıraktığını söyledi. Alemdaroğlu taslağın öğretimde kılık kıyafet serbestliği tanıdığına değinerek, YÖK’ün hükümet inisiyatifinde bir kuruma dönüştürülmek istendiğine dikkat çekti.
61 ANAYASASI GENİŞ KATILIMLA HAZIRLANDI
Prof. Alemdaroğlu’nun sunumunun ardından söz alan Eski Turizm Bakanı-Cumhuriyet Yazarı 1961 Kurucu Meclis Üyesi Dr. Alev Coşkun sözlerine Atatürk devrimleri konusunda en ciddi ve güçlü mücadeleyi veren İşçi Partisi üyelerini selamlayarak başladı, “Cumhuriyet ilkelerini, Atatürk devrimlerini korumak ve yaşatmak yönünde en yılmaz, en ciddi, en güçlü mücadeleyi veren İşçi Partisi mensupları hepinizi sevgi ve saygılarımı sunuyorum” İşçi Partisi’nin Kemalist Devrimi tamamlama Anayasası çalışmalarına da katılacağını söyleyen Coşkun konuya 1924 Anayasasıyla girdi, “1924 Anayasası en devrimci anayasadır. O dönem bir taraftan iç düşmanlarla savaşıyorduk. Bir taraftan da emperyalizmle savaşıyorduk” dedi. 61 Anayasası’nın felsefesini anlatan Coşkun, 61 Anayasası’nın en ilerici Anayasalardan biri olduğunu belirterek “Hukukun üstünlüğü ilkesini savunan ve Atatürk ilkelerine bağlı bir anayasaydı” dedi. 61 Kurucu Meclisi’nin yapısının iyi dersler verdiğini söyleyen Coşkun, “o günkü meclis tayinle gelmedi. Bütün barolar bir araya geldi beş kişi seçti. Doktorlar beş kişi seçti. Sendikalar on kişi seçti. Yargıçlar sekiz kişi seçti. Üniversiteler beş kişi seçti. Odalar, ziraatçılar, tarımcılar biraraya geldi ve o 273 kişi böyle seçildi” dedi. Konuşmasında Coşkun yanında getirdiği 61 Anayasası kitabını havaya kaldırarak şunları söyledi: “Tarık Zafer Tuna hocamız ‘İnsan derisiyle kaplı anayasalar’ derdi. İşte bu anayasa Turan Emeksizler şehit edildikten sonra insan derisiyle kaplı bir anayasadır” Coşkun’un bu sözleri alkışla karşılandı. “Anayasa mahkemesi Türk demokrasisini işletti” diyen Coşkun, AKP’nin asıl amacının türbandan çok Anayasa mahkemesini törpülemek olduğunu, işte o zaman türban meselesini de rahatlıkla çözeceğini söyledi.
“ANAYASAYI HAZIRLAYANLAR
FETHULLAHÇI”
AKP’nin hazırlattığı anayasayı asla kabul etmeyeceğini belirten Coşkun sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayatımın sonuna kadar AKP’nin dayatma anayasasını kabul etmeyeceğim ve buna karşı mücadele edeceğim. Çünkü 6 kişinin hazırladığı, Karen Fogg’a bağlı, AB’ye bağlı fonlardan beslenen ve desteklenen; Fethullahçı oldukları tespit edilmiş 6 kişinin hazırladığı bu anayasa sivil olamaz.” Coşkun’un bu sözleri salondakiler tarafındanda büyük alkış aldı.
1961 Kurucu Meclis Üyesi Dr. Alev Coşkun, Anayasa taslağındaki tehlikeleri şu başlıklar altında topladı: “Cumhurbaşkanı’nın yetkileri budanıyor. Başbakan’ın yetkisi arttırılıyor. Anayasa Mahkemesi alt üst ediliyor. YÖK’ün yapısı değiştiriliyor. Sayıştay kalkıyor. Devlet Denetme Kurulu kaldırılıyor. Milli Güvenlik Kurulu Başbakan’a bağlanıyor. Yüksek Askeri Şura’nın kararları yargının dışındadır hükmü kaldırılıyor.” Alev Coşkun sözlerini bu anayasaya karşı örgütlenelim çağrısıyla bitirdi.
KARŞI DEVRİM GİRİŞİMİ
Eski Devlet Bakanı- DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli sipariş üzerine hazırlanan bu anayasayla ulus devletin ortadan kaldırılmak istendiğine dikkat çekti. “Bu anayasayla Türkiye Cumhuriyeti’nin, üniter, ulus devlet yapısını ortadan kaldırmayı hedefliyorlar” diyen İçli, söz konusu değişiklikle cumhuriyetin temel ilkelerini değiştirmek için çaba harcandığını vurguladı. İçli, “Birçok bilim insanı ve siyasetçi bu girişimlere ‘sivil darbe’ diyor. Doğru, bu bir sivil darbe, bir karşı devrim girişimi” diye konuştu.
“YERELLERE YETKİ VERMEK
TÜRKİYE’Yİ FEDERALİZME GÖTÜRÜR”
AKP’nin hazırlattığı anayasanın Atatürk’e saldırının mimarlığını yaptığını söyleyen İçli, “Diyorlar ki ‘Anayasanın ideolojisi olmazmış. Bu anayasada Atatürk’ün ideolojisi varmış. Atatürk’ün ideolojisi demokrasi ve hukuku kısıtlarmış. Bu anayasa mutlaka değişmeliymiş’ İşte Lozan’ın hesabını almak istiyorlar. Burada emperyalizmin felsefesi var” dedi. Taslakta yerel yönetimlere de yetki verildiğini vurgulayan İçli, sözlerini söyle sürdürdü: “yerellere yetki vermek Türkiye’yi federalizme götürür.”
“ATATÜRKÇÜ ANAYASA YAPACAĞIZ”
Açık oturumun son konuşmacısı İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’ti. Perinçek, anayasa değişikliğinin bir amacının “milli devleti, adeta tarikatla cemaatle boğmak” olduğunu söyledi. Perinçek, şöyle devam etti: “Bu anayasanın hedefi, devleti özelleştirmektir. Hazırlanan bu anayasa, son derece özgürlükçü bir anayasadır. O kadar özgürlükçüdür ki, bölünmeye, tarikatlaşmaya, cemaatleşmeye, hepsine sonuna kadar özgürlük vermektedir. Bu özgürlükler, Avrupa’dan bize dayatılan özgürlüklerdir. Özgürlükçü cepheden bu anayasayla gerekli mücadele verilemez.”
Perinçek; Alev Coşkun’un “biz bu anayasayla mücadele edeceğiz” sözlerine atıfta bulunarak, “Biz bu anayasayı yaptırmayacağız mücadelesini, biz yeni Atatürkçü anayasa yapacağızla sürdüreceğiz” dedi. Kuvvayi Milliye ruhuyla toplumun yeniden örgütlenmesi gerektiğini söyleyen Perinçek, “Türkiye ya yeniden Atatürk Devrimi temelinde örgütlenecek ya da kaybedecektir” dedi. Perinçek “Ya devrim ya ölüm” sloganıyla sözlerine son verdi. Konuşmaların ardından açık oturumun ikinci kısmı soru ve cevaplara ayrıldı. Katılımın yüksek olduğu oturumda vatandaşlar soruları ve katkılarıyla anayasa tartışmalarına dahil oldular. Her söz alan AKP’nin anayasasını kabul etmeyeceğini ve Atatürkçü bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyledi.
|
|
|